Fifty Shades of Grey -E.L. James |İnceleme

Fifty Shades Of Grey
Bu kitap uzun zamandır karşıma çıkıp duruyordu. Yabancı forumlarda/goodreads tipi yerlerde gezenlerin bu çok konuşulan kitapla karşılaşmaması imkansız. Ama beni okumaya iten bir arkadaşımın okuduğunu ve çok beğendiğini görmemdi. Bir deli cesaretiyle başladım ve bu kitap beni pişmanlığa uğratmadı!

BDSM nedir?

Seksüel tercihleri diğer insanlar gibi olmayan, itaat etmek, ettirilmek isteyenlerin tercih ettiği ilişki biçimine BDSM denir. Tam olarak açarsak bu ilişkide taraflardan biri dominanttır ve partnerine istediği herşeyi yaptırabilir. İtaat eden ise buna karşı çıkmamalıdır. Aksi halde dominant tarafından cezalandırılır. Burada dominant ve itaat eden kişisel tercihe göre değişim gösterebilir. Kimi zaman kadın dominant, erkekte itaat eden olabilir. Bu tür ilişkilerde araç olarak kırbaçlar, kelepçe gibi şeylerde kullanılır. Tamamen bir efendi, köle oyunudur.

Konumuza gelirsek, hikaye kadın – malesef ki – kahramanımızın ev arkadaşının hastalanıp, kızımızın onun yerine Christian Grey ile röportaja gitmesi ile başlıyor.

Ana daha önce hiç bir erkeğe karşı böyle bir şey hissetmediğinden adamdan oldukça etkilenmiş, aynı zamanda korkmuştur. Sonrasında bu etkilenmenin karşılıklı olduğunu Grey’in sürekli karşısına çıkmasıyla, hediyeleriyle fark eder. Ama adam onu sürekli uyarmaktadır. Bak kızım, ben senin bildiğin erkeklerden değilim, romantizm hiç tarzım değil demiştir. Ama bizim saf ve pak Ana hayatının büyük adımını atmak için bula bula Christian’ı bulmuş mudur?

Adamda cevap olarak kıza bir sözleşme dayamıştır. İstediği şey bir BDSM ilişkisidir. Ve sözleşmede de karşılıklı uyulması gereken şartlar belirtilir. İtaat, cezalandırma gibi tipik şeylere kişisel temizlik, özel eğitmen, itaatkarın herşeyini dominantın karşılaması gibi ek kurallarda verilmiştir.

Kızımız bu sözleşme karşısında şöyle bir durur. Gerçekler hafif hafif kafasına vurmaktadır. Böyle bir şeyi gerçekten istiyor mudur? Hayır. Peki, Christian’ı ne pahasına olsun istiyor mudur? Kesinlikle evet. Christian ona bu sözleşmeyi göstermeden önce de bir sözleşme daha imzalamıştır. Aralarında geçenleri kimseye anlatamazdır. Bu yüzden sözleşme şokuyla tek başına atlatmak zorunda kalır ve adama düşüneceğini söyler.

Bu arada sözleşmeyi imzalamadan beraberliklerine başlamayacağını söyleyen Christian sözünü bozmuştur. Kızın bu tür konularda pek bilgili olmadığını biliyordur ama tamamen saf olduğunu öğrenmesi bir şok olmuştur. İçten içe de sevinmiştir. Kız üzerinde tam bir sahiplik duygusu baş göstermiştir. Ne tür şeyler beklemesi gerektiği içinde kızı Ana’nın tarifiyle Acıların Kırmızı Odası’na götürür.

Kızımız ilk badireyi gayet iyi atlatmıştır. Şaşkındır ama güvenli kelimeleri kullanmamıştır – güvenli kelimeler partnerin acıyı daha fazla kaldıramayacağı zaman kullandığı dur anlamında bir kelimedir. Partnerler tarafından kararlaştırılır. – Bu sürede Ana hayatına devam etmektedir. Okulundan mezun olur ve Seattle’a taşınma olayları başlamıştır.

İlişkileri sırf hafta sonları içerisinde olsa da gün içinde Christian kızdan neler yaptığına dair sürekli mail bekliyordur. Bunun için kıza bir laptop, hatta Blackberry bile almıştır. Kız tabi hediyeler karşısında ezilip büzülür ama bu konuda Christian kesinlikle itiraz istemiyordur.

Ana ilişkiye girdiği adam hakkında gerçekte hiç bir şey bilmediğinin farkına varır. Evet, küçükken evlatlık alınmıştır. Ama öncesinde nasıl yaşıyordur? Neden kendine dokunulmasından bu kadar nefret ediyordur? Onu bu tür zevklere alıştıran annesinin arkadaşı da kimdir? Ana bunlara benzer binlerce sorularla kitap boyunca boğuşmaktadır .Ana Christian’ın hayat biçimine uyum sağlamaya çalışırken ondan daha fazlasını – aşkını, sevgisini – beklediğini ve gittikçe aşık olduğunu fark eder. Christian ona istediklerini verebilecek midir?

Kitap bir seridir. Üç kitaptan oluşmaktadır. Ve hepsinde de bu çiftimiz anlatılmaktadır. Üçüncü kitap 8 gün sonra Amerikada çıkacaktır.

Sevdiklerim;

-Christian – Bunu sevdiklerime eklemeden edemezdim. Bayıldım. Tam benim tarzımda bir eleman yahu. Hiç bir zaman gerçek rengini birileri gibi gizlemedi. Neysem o dedi, dayadı sözleşmeyi kıza, e daha ne yapsın? Geçmişi de pek parlak değil kuzumun, oy oy bağrıma basasım geldi ama yok bundan hoşlanmıyor .

-Mail – Maillerin çoğunluğunda kahkaha attım. Çok hoştu, şirin bir ekstra olmuş bence. Yazarı tebrik ettim bu konuda.

-İki karakter arasında boğulmama – Evet, şu ana kadar okuduğum çoğu BDSM hikayesi beni bu açıdan boğmuştur. Çok fazla erkek, kadın karakter arasında geçer. Ama bu kitapta bunu yaşamadım. Yatak odasından ibaret değildi. Gezdilerde, yemekte yediler, uçtularda vs. Bu tür ayrıntılar hoşuma gitti.

-Hediye alma hastalığı – Şu kadın kahramanların erdem timsali kesilmelerini hiç anlamam zaten. Adamın içinden kopmuş almış sana. Ne öyle geri çevirmeye çalışmalar filan? Tamam kabul ediyorum, ilk seferde kabul etmek hoş görünmez ama bir kere reddedirsin, adam ısrar eder, kabul edersin, budur yani. Bunu bambaşka bir şey haline getirmenin anlamı yok. Ama Christian’ın bu jestleri çok hoştu.

-Kızın bir mesajıyla yanında bitmesi – Ah bir bittiğim özelliği daha. Bu huyuna bayıldım Christian’ın.

-Baskıcı olmaması – Kıza ya hep ya hiç demedi ya sevdim keratayı. Hemde onun şartlarına da uymaya çalıştı. Bencil ve baskıcı değil benim karakterim .

-İlkler – Ah bu konuda ayrı bir favorim . Takıntımda vardır bu konuda. Yaşadıklarının birbirlerine yabancı ve şaşırtıcı gelmesi güzeldi . Christian’ın kimseyle uyuyamaması gibi şeyler.

-Kıskançlık krizleri – Haha çok güldüm bu sahnelerde ,Christian feci sahiplenici. Ailesinden bile kıskanıyor kızı, ötesi var mı?

-Kızın iç tanrıçasının sesleri – Emin olun bunu karakterin kendisinden daha çok sevdim. Hiç karakter gibi değil. 

Daha çok sevdiğim vardır ama bunlar aklımda kalanlar.

Sevmediklerim;

-Ana – Bak gene bela okutturacak bu kız bana. Kitabın sonu için hala şişmiş ve kızgın haldeyim allahım sen git beni en son sınırda cezalandırmanı istiyorum de, sonra istediğini al da adamdan nefret et. Böyle mankafa ne gördüm ne işittim ne okudum yahu. Worst Female Ever diye bir anket gördüğüm anda oylayacağım kesinlikle. Tamam şimdi böyle yazınca mantıklı yönüm devreye girdi ve beni ikna etmeye çalışıyor. Daha 21 yaşında ablası, küçük daha. İlk ilişkisi, ilk aşkı. Hata yapar oda diyor demesine de olan Christian’ıma oldu yahu! Affedemem, edemiyorum.

-Hediye alamama olayları – Daha önce belirttiğim gibi kızımız deli etti beni bu konuda.

-Kızarıp bozarmalar – Kitabın %20lik kısmında kızın kan basıncının yüksekliğinden nalları dikeceğini düşündüm. Bu kadar kızarmak olur mu? Sonra noldu bak şak diye bitti gitti . Oldu mu şimdi?

-Sonu – Evet, sonunu sevmedim. Nefret ettim. Böyle yerde biter mi sayın yazar ya? Benim beklememe gerek yok, hadi kitap çıktı, ama bekleyenlerin hakkını ödeyebilecek misin acep?

-Christian’ın pedofil ex’i – Bak ilk defa Ana ile aynı kanıdayım. O kadından hiç hazzetmedim. Bu kitaptada çıkmadı karşıma ya içimde ukte oldu.

-Dokunmama huyu – O konuyuda bu kitapta çözemedik, gene içime uktedir.

Daha sevmediğim bir kaç tane var ama aklıma gelmedi .

Konunun büyük içeriğini kapsayan BDSM konusunda diyebilirim ki; yazar bize bu konuda çok bir şey gösteremiyor. Zira Ana’nın limitleri Christian’a göre oldukça kısıtlı olduğu için ilk kitapta şaplak, kırbaç gibi bir kaç şeyden ötesine gidilen bir durum söz konusu değil.

İnceleme : Hanife Albayrak
* İncelemeler yazarlarımız tarafından yapılmaktadır.Paylaşırken, yorumlayan kişinin adının belirtilmesine özen gösteriniz!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments

  1. nermin says:

    Türkçesi var mıdır bu kitabın?
    Bu arada yorumlarının içtenliğine ve muzipliğine bayılıyorum. Bol bol kitap incele :))

  2. HanifeAlbayrak says:

    Maalesef Nermin. Türkçesi henüz bulunmamakta ama en kısa zamanda çıkması için elimden geldiğince önermeye çalışıyorum :)

    Yorumlarımı beğenmene çok sevindim. Zaman buldukça kitap okuyup, incelemelerimi sizlerle buluşturmaya çalışıyorum :)

  3. semahat says:

    acıkcası kitap çok ilgimi çekti. Daha doğrusu konu ve karakterler :) kştap hakkında daha fazla bilgi edinebileceğim bir site varmı. En azından Christian ve Ana’nın diaglarını okumak istiyorum.

  4. HanifeAlbayrak says:

    Eğer ingilizcen varsa kitap hakkında daha çok yorum ve dialog okuyabileceğin bir yer var.

    Burası dialog yeri;

    http://www.goodreads.com/work/quotes/15732562

    Burası da yorumların olduğu yer;

    http://www.goodreads.com/book/show/10818853-fifty-shades-of-grey

  5. Fatoş says:

    İncelemede yer almıyor ama ben belirtmek istedim. Fifty Shades of Grey aslında bir Twilight fanfictionı idi. Adı da Master of the Universe. Hemen hemen tüm Twilight hayranlarının okuduğu ve sevdiği bir hikayeydi. Buna ben ve birkaç Türk Twilight fandaşım da dahil :) (Birbirimize önere önere)
    Aslında ilk başta yazarın hikayeyi kitaba çevirme fikrini hiç sevmemiştim. İsimler farklı da olsa (ki Ana ve bazı yan karakterlerin isimlerinden hiç hoşlanmıyorum) ben kitabı okurken Ana’yı yine Bella, Christian’ı da Edward diye okudum. Kitap fanfictionın neredeyse birebir aynısı çünkü. İsimler, birkaç mekan adı ve bir-iki ufak anektod dışında hiçbir fark yok. Fifty Shades of Darker da keza aynı şekilde. Henüz Fifty Shades of Freed’i okumadım ama yazarın onda da büyük değişiklik yapacağını sanmıyorum. Kısaca E.L. James o bildiğimiz MOTU’nun kimyasını bozmadığı, hikayeyi değiştirmediği için kitap fikrine zamanla alıştım.

  6. HanifeAlbayrak says:

    Bir fan fiction olduğunu hatta yazarın bunu bir forumda yayınladığını, sonradan karakter isimlerini değiştirerek kitabını bastığını biliyordum. Ben bu hikayeyi Twilight’a okurken hiç benzetemedim. O bilinçle okusaydım belki bir çok nokta bulurdum. Ama hiç aklıma gelmedi. :D

    Son kitabı okumamışsın. Şahsen okumanıda önermiyorum. İlk iki kitabı yazanla aynı kişi mi bunu yazdı dedim :/

  7. Fatoş says:

    Mümkündür tabii. Ben de şahsen fanfictionı okumadan kitabı okusaydım benzetmezdim. Ama okuyunca kitaptaki karakterler hiç başkasıymış gibi gelmiyor. :)

    Son kitaba başlamadım daha ama bir bakındım, başlangıç ve bitiş MOTU II’den farklı mı diye ama hayır aynen devam etmiş yazar. Daha önce okuduğum için kitapta hayal kırıklığı yaşayacağımı sanmıyorum, ama ben şahsen MOTU II’yi MOTU I’den daha çok sevenlerdenim :)

  8. Kübra says:

    Kitap hala Türkiye’de çıkmadı mı?

    • Buket says:

      Maalesef , henüz yayın hakları alınmadı :)
      Yayınevlerine mail atıyoruz , ilgilenmeleri için , Kübra seni de bu etkinliğe davet ediyorum :)

  9. semahatt says:

    sonunda bekledim kitap çıkıyor :) ilk alanlardan olmak istiyorum

Bir Cevap Yazın